|
1.
Hastanızla konuşurken oturun.
2.
Sağlıklı bir insanı hasta bir insandan
ayıracak idrar veya kan testi yoktur.
3.
Bir insanın hasta mı yoksa sağlıklı mı
olduğunu saptamanın tek yolu; dinlemek, dikkatlice bakmak,
güzel sorular sormak ve iyi bir klinik karar vermektir.
4.
İyi bir sağlık çalışanı neyi bilmediğini
bilir.
5.
Sizin kendilerine yardımcı olabileceğiniz
hastalarla, kendilerine sizin yardımcı olamayacağınız
hastaları birbirinden ayırmasını öğrenin. Bu ikinci grubu
başka bir hekime göderin. Bunu geç kalmadan yapın.
6.
Bir hastayı dinlerken başka bir şey
yapmayın. Sadece dinleyin.
7.
Hasta ile yapacağınız görüşme tedavinin
başlangıcıdır.
8.
Eğer bir hastayı dinledikten sonra nesi var
olduğunu anlamıyorsanız, bir kere daha anamnez alın. Yine
anlayamazsanız bir kere daha alın. Yine de anlayamazsanız
muhtemelenen asla anlayamayacaksınız.
9.
Bazı belirtileri olan bir hastaya asla
“üzülmeyin, her şey kafanızın içinde” demeyin.
10.
Semptomlu bir hastaya “bir şeyiniz yok”
demeyin. Bu aşağılayıcı ve küçük düşürücü olur.
11.
Hastanızın nesi var olduğunu bilmediğinizde
“neyiniz var bilmiyorum” demeyin, “şimdilik, neyiniz var
bilmiyorum” deyin.
12.
Hastanızın çok sayıda yakınması varken, siz
de hastanızın nesi var olduğunu bilmezken ve fakat her
türlü testi de yapmışken ve hastanızın belirgin bir
hastalığı olmadığını düşündüğünüzde hastanıza; “neyiniz
olmadığını biliyorum” deyin ve hastanızı usandıracak kadar
çok hastalık hakkında kendisine bilgi verin.
13.
Çoğu poliklinik hastası sizinle ya da
sizsiz iyileşir.
14.
Ağrı, ciddi bir şikayet, bir talihsizlik ye
da şimdiye kadar kendilerine bakan doktorun başarısız
olduğuna dair, gülümseyerek konuşan hastalarla
ilgilenirken temkinli olun.
15.
Bir hastayı sevmek zorunda değilsiniz.
Fakat sevmiş olmanız yararlı olabilir. Eğer sevmeyişiniz
ileri derecede ise hastanız ciddi bir kişilik bozukluğuna
sahip olabilir veya sizin kendinizin hiç hazzetmediğiniz
bir yanınızı ortaya koyuyor olabilir. Eğer hastayı üç
görüşmeden sonra hala sevemiyorsanız başka bir
meslektaşınıza gönderin.
16.
İnsanların yüzlerine bakmayı öğrenin.
17.
Doktor olmak bir değerdir. Onu kötü
kullanmayın.
18.
Karşılaştığınız herkese saygı gösterin.
Özellikle de yardımcı personele karşı bunu ortaya koyun.
Onların yaptıkları sizin bir hekim olmanız için
gereklidir.
19.
Değiştirebileceğiniz şeyleri öğrenin.
Değiştiremeyeceğiniz şeyleri öğrenin. Aradaki farkı
söyleme yeteneğinizi geliştirin.
20.
Bir hastanızı hastalığı ile anmayın. “safra
kesesi, kalp sorunlu, böbrek yetmezliği olan, kronik
akciğerli” asla demeyin.
21.
Her hastadan bir şey öğrenin.
22.
İlginç olmayan hasta diye bir şey yoktur.
Hastalar bir açıdan tamamen ilginçtirler. Onun ne olduğunu
keşfedin.
23.
İyi bir tıp kitabı satın alın. Yeni baskısı
yapıldığında, yeni baskısını alın. Bunu meslek hayatınızın
bundan sonrası için yapın.
24.
Bazı hastalıklar tedavi edilemez ama bütün
hastalara bakılabilir.
25.
Hemen her hastalık sahibi hasta rahatsız
gözükür, rahatsız konuşur, rahatsız davranır. Çok az
sayıda, hastalık sahibi hasta iyi gözükür, iyi konuşur,
iyiymiş gibi davranır. Yine az sayıda hasta olmayan insan
de rahatsız gözükür, rahatsız konuşur, rahatsızmış gibi
davranır. Dikkatli olun.
26.
Hastanın rahat bir şekilde konuştuğu sorunu
muhtemelen gerçek sorunu değildir.
27.
Eğer çok sayıda konuyu dinleyebilirseniz,
hastalarınız azalan miktarlarda semptom sahibi olacaktır.
Bazı hastalarınız sepmtom sahibi olmaktan vazgeçecektir.
28.
Üç tip hasta vardır.
1.
Siz ne söylerseniz inanan ve yapan. Bunlara
karşı söyleyeceklerinizde dikkatli olun.
2.
Sizin söylediklerinize cevaplar veren ve
sorular soran, daha sonra kendi yorumunu yapanlar.
Bunların tüm sorularına cevap verin.
3.
Sizinle asla uyuşmayan, her dediğinize
karşı çıkan ve kendilerine yardımcı olmayacağınızı
söyleyenler. Bunlara tedavinin işe yarayamayacağınızı
söyleyenler. Bunlara tedavinin işe yarayamayacağını
önceden siz söyleyin ve onları tedavinin yararlı
olabileceği hususunda konuşturun.
Bu üç hasta tipi ile başa çıkmayı öğrenin.
29.
Hastalara iyi olmalarını öğretin, hasta
olmalarını değil.
30.
Hasta ile ilk görüşmenizde hastanın 5
dakika serbest konuşmasına izin verin. Çok şey
öğreneceksiniz.
31.
Hastanızın size söylemediklerini dinleyin.
32.
Hastanız ne söylerse söylesin çok şaşırmış
gözükmeyin.
33.
Kronik fakat daldan dala atlayan
semptomlara sahip hastalar ile ilgili olarak; muayene
odasındaki sandalyelere etiketler yapıştırın ve üzerine
“baş”, “ayaklar”, “göğüs”, “karın” gibi vücut alanlarını
yazın. Sonra hastaya “yakınmalarınız ile kafam karıştı.
Lütfen yakınmanızla ilgili olan sandalyede oturarak
anlatır mısınız?” deyin. Hastanız birkaç sandalye
değiştirdikten sonra bir sandalyede oturup oradan
konuşmaya devam edecektir.
34.
Hastanızın sahip olduğu hastalığı tedavi
edin, yoksa sizin hastanızda olmasını istediğiniz
hastalığı değil.
35.
Hastanız odanıza girerken ve çıkarken ayağa
kalkın.
36.
Hem dosyanızı doldurup hem de hasta ile
konuşmayın.
37.
Eğer tedavi ve tanıda bir hata yaparsanız,
hastaya gerçeği söyleyin. Üzgün olduğunuzu dile getirin,
olabilecekleri açıklayın. Yanlışınızın boyutuyla ilgisiz
olmak üzere bunu yapın.
38.
Bir hastaya kötü bir haberi, tam emin
olmadan vermeyin.
39.
Ne kadar sıkıntılı bir durum içinde olsanız
da hastanıza gülümsemeye çalışın.
40.
Asla umutsuz olmayın.
41.
Asla bir hastanın ne kadarlık ömrü
kaldığını kesin olarak tahmin etmeye çalışmayın. Hastaya
asla “şu kadar aylık ömrünüz var” demeyin.
42.
Kendiniz tedavi etmekle hastayı tedavi
etmek arasında çok ince bir çizgi vardır.
43.
Siz hastanın avukatısınız. Siz başka biri
için çalışmıyorsunuz.
44.
Sinirlenmiş bir hastanızla, sinirini bozan
konunun ne olduğunu anlayana kadar başka bir konuda
konuşmayın. Kızgınlığını dağıtmak için gerektiği kadar
uzun ilgilenin.
45.
Bir hasta için sinirlenmek normaldir.
(Hasta sinirlenmek hakkına sahiptir.)
46.
Bir hasta için ağlamak, depresyona girmek,
gülmek, acı hissetmek ve her türlü duygulanın normaldir.
47.
Bazı hastaların hasta olmaya ihtiyaçları
vardır. Bu ihtiyacı göz ardı etmeyin.
48.
Nadir görülen fakat tedavi edilebilen bir
hastalığa sahip hastanızı ölüme terketmeyin.
49.
Yaşlı insanlar kırılgandırlar ve kolaylıkla
dekompanze olurlar. Onlara nazik davranın. Onları eğer
gerekiyorsa, ilaçlarla dikkatli tedavi edin.
50.
Kendi duygularınıza güvenmeyi öğrenin,
onlar size hastanızın duygulanım durumu hakkında çok şey
söyleyebiliriz. Eğer siz depresif iseniz hasta deprese
olabilir. Eğer sizin kafanız karışıksa hastanın da
karışabilir.
51.
Yaptığınız tedavi ile düzelmeyen hastalara
kızmayın. Hastalara yaşam tarzlarından dolayı sinir
olmayın. Hastalarınıza kızmayın. Eğer öyle yapıyorsanız,
yardım isteyin.
52.
Her bir hastanızın size ne kadar
aralıklarla tekrar gelmeleri gerektiğini öğrenin. Bunun
çok iyi bir kuralı yoktur. Kimi hastanız haftada bir, kimi
hastanız ayda bir, kimi altı ayda bir ve kimi de yılda bir
gelecektir.
53.
Alıngan şeker hastası yoktur. Sadece
alıngan doktorlar vardır.
54.
Hastanın şikayetini anladığınızı
düşündüğünüzde duyduklarınızı tekrar edin, ta ki hastanız
kafasını sallayarak sizi doğrulasın.
55.
Organ konuşmaları yapmayın. Hastaya “kalın
bağırsaklarınız nasıl”, mideniz nasıl, kalbiniz nasıl,
sinüsleriniz nasıl demeyin. Hastalarınız “organ”
konuşmaları yapmasına da müsaade etmeyin. Hastalar ancak
nasıl hissettiklerini ne düşündüklerini bilirler.
Düşünceler, duygular semptomlara dair konuşmak üzerinde
ısrar edin.
56.
Tehditler nadiren uyuma yol açar.
57.
Asla parmağınızla hastanızı işaret etmeyin.
Asla hastanıza parmak sallamayın. Eğer yapıyorsanız
terkedin. Eğer bunu yapıp yapmadığınızı bilmiyorsanız, bir
arkadaşınıza sorun, arkadaşınız yoksa bir arkadaş edinin.
58.
Siz konuştukça hastanız deli oluyorsa,
hastanızı kızdıracak bir şey söylemişsinizdir. Siz
konuştukça hastanız gülüyorsa, hastanız için komik bir
şeyler söylemişsinizdir. Siz konuştukça hastanız
ağlıyorsa, hastanızı üzecek, altüst edecek bir şeyler
söylemişsinizdir. Eğer hastanız sizinle tartışmaya
başladıysa, tartışabilir şeyle söylemişsinizdir demektir.
59.
Başkanızın bir davranışınızı
beğenmediğinizde, kendi davranışınızı değiştirmeyi
düşünün.
60.
Eğer sık olarak, hastanızın verdiği
cevaplar karşısında kendinizi şaşırmış buluyorsanız, çift
mesaj gönderiyor olabilirsiniz: mesajın biri
kelimelerinizle, diğer ses tonunuzla, bir diğeri yüz
ifadenizle, bir diğeri duruş biçiminizle ilgilidir. Sadece
bir video kaydı bu tür bir problemi gizlemeyecektir.
61.
İyi bir iletişimin ilk adımı muhatabımızın
tüm dikkatini toplamaktır. Bazen bu uzun sessizlik
periyotlarına ihtiyaç gösterir.
62.
Eğer siz konuşurken muhatabınızın gözleri
hareket ediyorsa, bu onun sizi dikkatle dinlemediğini
gösterir.
63.
Aynı anda hem düşünmek, hem de dinlemek
imkansızdır. Dinleyin, düşünün, dinleyin, düşünün.
64.
Dinlemek pratik gerektirir. Dinlerken,
dalmaktan vazgeçmeyi öğrenin. Dinlemeyi öğrenin. Sadece
dinleyin.
65.
Başka bir insanla görüşürken, onun
söylediklerine aynen tekrar edemezseniz ya da o kişiden
hiç kafasını sallayarak sizi anladığını ortaya koyan
davranış görmezseniz iyi dinlemiyorsunuz demektir. Bunları
başarana kadar pratik yapın.
66.
Hastanızın dikkatini çekmeyi öğrenin.
Hastalarınıza dikkatinizi yöneltmeyi öğrenin.
67.
Kızgınlık korkunun üzerindeki örtüdür.
Kızgınlığa savunma ile cevap vermeyin. Hastaların
korkularının kaynağını bulmaya çalışın.
68.
Çoğu hastalık, bilerek veya bilmeyerek
kendi kendimizi cezalandırmamızdır.
69.
İşitilecek şekilde konuşun.
70.
Başkalarının okuyabileceği şekilde yazın.
71.
Ellerinizi yıkayın. Bunu hastalarınızın
önünde yapın.
72.
Ne yapacağınızı bilmediğinizde, bir şey
yapmayın.
73.
Zararları mutlaka bilin. Zarar vermeyin.
74.
Eğer zor hastalar varsa zor hekimler de
vardır. Çünkü biz aynı soydanız. İster inanın, ister
inanmayın.
75.
Hasta ile konuşun, hastaya hitaben
konuşmayın.
76.
Bir hekimin ilk işi bir hastanın iyi mi,
hasta mı olduğunu belirlemektir. Eğer hastaysa, ne tür
hastalık sahibidir, ne kadar hastadır ve eğer varsa
tedavisi nedir?
77.
Hekimin inançları hastanın inançlarını
belirler.
78.
Sadece hastalar kendilerinin ne
hissettiklerini bilirler. Başka biri bilmez.
79.
Sessizlik anksiyete sebebi olur. Hasta bunu
önlemek ister ve bu arada bir şey söyler. Bu söyleyeceği
çok önemli bir şey olacaktır.
80.
Kronik hastalık sahibi hastalara yardımcı
olabilecek iki şey öngörülebilir. Birincisinde, hasta
semptomlarını abartmak için bir şey yapıyordur.
İkincisinde, hasta semptomlarını iyileştirmek için bir şey
yapmıyordur.
81.
Kronik semptomları olan hastaya şu iki
soruyu sorun: Bırakmanız gereken fakat yapmakta olduğunuz
şey nedir? Yapmadığınız fakat yapmanız gereken şey nedir?
82.
Bütün hastalık adları sözlerdir. Gerçek
olan sadece hastadır.
83.
Çeşitli aralıklarla hastayı ve yakınlarını,
hastanın kullanmakta olduğu ilaçları da getirmelerini
isteyerek görün. Bu buluşmada törensi bir havada
ilaçlardan bazılarını çöpe atarak kestirin.
84.
Öyküler ve teşbihler muhteşem öğretici
araçlardır. Etkili olabilmeleri için hastanın dünyası ve
hayatı ile ilgili olmalıdırlar. Golf sporu yapanlara golf
öyküleri, mekanikçilere otomobil tamir öyküleri,
muhasebecilere bilgisayar öyküleri, spordan hoşlananlara
futbol ve basketbol öyküleri ve avdan hoşlananlara av
öyküleri gibi.
85.
Az sayıda hasta şöyle diyor olabilir: “Bana
yardım etmenizi istiyorum ama buna izin vermeyeceğim”
86.
Zor soruları cümlelerinizin içine
yumuşatmasını öğrenin. Mesela “günde ne kadar içki
içiyorsunuz” diye sormak yerine “günde ne kadar içki
içtiğinizi merak ediyorum” ya da “acaba içkinin
hastalığınızda bir rolü olabilir mi” diye sorun. Hasta bir
tehdit almaksızın aynı soruyu işitmiş olacaktır.
87.
İlk görüşmede soramayacağınız bazı soruları
sonraki görüşmede genellikle sorabilirsiniz (eğer ilk
görüşmede iyi bir ilişkinin temellerini atabilirseniz).
88.
Hasta ile konuşurken arkanız hastaya dönük
olarak odadan çıkmayın.
89.
Bir hastanızın siz odanızdan çıkmakta iken
size söyleyeceği son sözleri çok önemlidir.
90.
Hasta ile daima yüz yüze görüşün. Göz
temasını sağlayın. Göz kaçamağı yapmayın. Bazı hastalar
çok küçük göz temasını tolere edebilirler. Gözünüzün dış
kenarını gözlemeyi öğrenin.
91.
Hayatta denge çok önemlidir. Tıp dışında
bir ilgi alanı, bir hobiniz olsun.
92.
Sizin kişiliğinize ait kötü özellikler,
tedavide ilaçlar ve yöntem kadar önemlidir.
93.
Öleceklerini söyleyen hastaya gereken
dikkati gösterin.
94.
Bir hastalıklı insanı tanımak, bir
hastalığı tanımaktan daha önemlidir.
95.
İyi durumdaki hastaları ciddi hastalıklarla
karıştırıp hastayı lüzumsuz yere sıkıntı verici işlemlere
maruz bırakmayın.
96.
Hastanız konuşmakta iken asla odadan
çıkmayın.
97.
Bir hastanız “önemli olmayabilir ama..”
diye başlayan bir şey söylediğinde onu dikkatlice
dinleyin.
98.
Hiçbir hastanızdan sizin için bir şey
yapmasını istemeyin.
99.
Direkt gözlemin yerini alacak bir şey
yoktur.
100.
İnsanın kusursuzluğu deyimi kendi içinde
çelişkili bir deyimdir.
101.
Bakımın seviyesi hasta-hekim ilişkisini
belirler.
102.
Malpraktisi önlemenin en iyi yolu, hasta
ile dayanışma ve tam bir açık sözlülüktür.
103.
Genel sorular açıklayıcı cevaplara götürür:
Nefes almanız hakkında konuşur musunuz” gibi. Özel sorular
“evet”, “hayır” gibi kısa cevaplara yol açar: “Hiç nefes
darlığı çektiniz mi?”
104.
Zor bir hasta seyrek olarak
iltifatlarınızla dostunuz olabilir.
105.
Hastaların çoğu değişmezler. Onlar sadece
doktor değiştirirler.
106.
Muayene sırasında dua eden hasta muhtemelen
ciddi olarak hastadır.
107.
Her şeyin ötesinde bir konsültan hekim bir
öğretmendir.
108.
Bir semptom, hastanın sizinle görüşmek için
alması gerekli olduğuna inandığı bir bilettir. Hastanın
size gelişteki gerçek amacını, bu semptomun arkasındaki
gerçek amacı dinleyin.
109.
Hastalar sıklıkla ilaçları önerildiği gibi
almazlar.
110.
Uyumsuzluğun çeşitli türleri vardır.
Birincisinde sizin söylediklerinizi anlamadığı için
önerdiğiniz ilaçları almayan uyumsuz hasta vardır.
Onlarla, onların anlayacağı dilde iletişim kurmaya
çalışın. İkincisinde size güvenmedikleri için uyumsuz olan
hastalar vardır. Onlarda güven ve saygıyı oluşturmayı
öğrenin. Üçüncü grupta verdiğiniz ilaçlardan rahatsızlık
duyduğu için almayan uyumsuz hastalar vardır. Onların
şikayetini ciddiye alın, sıklıkla haklıdırlar.
111.
Her türlüsünü gördüğünüze inandığınız bir
zamanda, bir yeni acayip davranış görebilirsiniz. İnsan
davranışlarındaki acayiplerin sınırı yoktur.
112.
Bir çok insan beklenen ömür ile insan
hayatını karıştırırlar.
113.
Hastaları küçümseyici sıfatlarla anmayın.
Uçuk, kaçık, hindi, şaşkın gibi ifadeler kullanmayın. Bu
hareket sadece sizin başkalarını anlamaktaki
yetersizliğinizi ortaya koyar.
114.
Dil bir sağlık çalışanının sahip olduğu en
önemli araçtır. Ona saygı duymayı ve bilgece kullanmayı
öğrenin.
115.
Klinik değerlendirmede üç tip soru vardır.
1.
Tanı koydurucu soru: Bozuk olan nedir?
2.
Tedavi edici soru: Ne yapılabilir?
3.
Tıbbi ahlak sorusu: Ne yapılmalıdır?
116.
Hastanın yaptığı bir hataya cevap vermek
çoğu kere ikinci hatadır.
Clifton K.Meador, M.D. “Doktorlara 425 Güzel Tavsiye”
Çeviren: Doç.Dr.M.Oğuz Yenidünya, Bilimsel Tıp Yayınevi,
Ankara 2003 |