
Ergen Sağlığı
Ergenlik çağının .12 yaşta başladığı kabul edilirse, bu yaştaki çocuk; ilköğretim döneminin ikinci yarısında bulunmakta ve lise eğitimine ya da çalışma yaşamına hazırlanmaktadır.
Bu yaştaki çocuk, riskli grupta sayılmadığı için birinci basamak sağlık ekibi tarafından izlenmemektedir.
Ancak bu yaş dönemi, çocuğun;
dönemidir ve bu üç temel konuda bozukluklar en sık olarak bu yaşta ortaya çıkar.
Ayrıca, bu yaş döneminde çocuklar;
Kimi konularda ilk deneyimlerini en sağlıklı biçimde edinmesi, sağlığa zararlı davranışlar geliştirmemesi, olumlu sosyal ilişkiler kurarak psiko-sosyal gelişimini sürdürmesi için yardıma gereksinimi vardır.
Bu yaştaki çocukların bir kısmı ilköğretim kurumlarında bulunuyor oldukları için kendilerine öğretmenler aracılığıyla ulaşmak mümkündür.
Asıl risk altında bulunanlar eğitim kuruluşunda bulunmayan çocuklardır ancak, bu çocuklara erişmek birinci basamak sağlık ekibinin tek başına kolayca başarabileceği bir iş değildir.
Bu tür çocuklar görüldüğünde, hekim; Sosyal Yardım Müdürlüğü'nün işbirliğini isteyerek yardımcı olmaya çalışmalı, bu tür çocukları her sorunlarında sağlık kuruluşuna çekinmeden başvurmaları için özendirmelidir.
Eğitim gören çocukların ise öğretmenleri aşağıdaki konularda bilgilendirilerek çocuğa, anne ve babasına yardımcı olmaları sağlanabilir.
Böylece aşağıda sayılan ergenlik dönemine özel sorunlar önlenebilir ya da erken tanınabilir:
Ruhsal gelişimin sağlıklı seyretmesi için ailenin özel girişimlerde bulunması gerekmez. Aile;
Başedemedikleri bir sorun olursa sağlık kuruluşuna başvurmaları için özendirilmelidirler.
Öğretmenler, sınıfta aşırı dalgın ya da aşırı saldırgan çocukların aileleriyle görüşerek sağlık kuruluşunu ziyaret etmelerini sağlamalıdır.
Duygusal değişikliklerin hızlı ve aşırı olması nedeniyle intihara eğilim bu yaşta artar.
Çocuğun duygusal değişikliklerini olumsuz etkileyebilecek
gibi sorunları öğretmen ve aile saptayarak çözmesine yardımcı olmalıdır.
Özellikle tarım ilaçları, akaryakıt, kolayca erişebileceği yerlerde bulunmamalıdır.
Çocuk vücut yeteneklerini bu yaşta keşfetmektedir. Bu nedenle sık sık gücünü son sınırına kadar zorlayıcı davranışlara girer.
Arkadaşlarıyla yarışma, tırmanma, yüksekten atlama, hatta tren yolundan en son kaçma gibi daha ileri gözüpeklik gösterilerine girer.
Çocuk bu yaşta kazaları özellikle davet ediyor gibidir.
Okulda, yarışma duygularının tatmini için beden eğitimi dersleri yararlı olabilir.
Evde, yararlı olduğuna inanacağı işler kendisinden istenebilir ve tek başına giderek daha zor işlerin üstesinden gelmesi sağlanır. Böylece, kendine güven duygusunu daha uygun yollarla pekiştirmesi sağlanır.
Özellikle erkek çocuklar, kentsel ve yarı-kentsel yörede yaşayanlar, 15 yaş civarında paralı cinsel ilişkiye girmeye başlar.
Öğretmenler ve anne-babalar çocukları, en sık görülen CYBH belirtileri, önleme için kondom kullanma ve nereden nasıl elde edileceği, CYBH nın sonuçları konularında bilgilendirmelidir. Öğretmenler ve anne babalar, çocukları CYBH nın sonuçları konusunda doğru bilgi vererek (abartılı ve yersiz korkuya yol açan bilgi değil) uyarması,Kondom kullanmaya özendirmesi ve kullanmayı öğretmesi, nasıl temin edileceğini anlatması gerekir.
Özellikle kırsal yörede genç yaşta evlilik çok eşlilikten, dolayısıyla CYBH dan koruduğu için yararlı olduğu düşünülebilirse de; bu şekilde erken gebelikler de ortaya çıkmaktadır.
Genç yaşta gebelik, anne ve bebek sağlığı ve yaşamı için önemli bir hazırlayıcı risk etmenidir. Bu çiftlerin hiç değilse 18-20 yaşına kadar etkili bir kontraseptif yöntemle gebeliği önlemesi sağlanmalıdır.
Genç bir kızla evlenen yaşlı erkeğin cinsel tecrübesi fazladır ve CYBH taşıma riski yüksektir. Ayrıca genç kızlar vajen mukozalarının özel yapısı nedeniyle genital yol enfeksiyonlarına daha duyarlıdır. Bu tür evliliklerde kocanın CYBH yönünden öyküsünün alınması gerekir.
Bu nedenlerle genç yaşta evlilikte birinci basamak sağlık ekibi özel çaba harcamalıdır.
Demir eksikliği anemisi, özellikle menarştan sonra genç kızlarda daha sık görülebilir.
Beslenmeye bağlı anemi, özellikle gecekondu mahalleleri gibi sosyo-ekonomik düzeyi düşük yörelerde yaygın olabilir.
Belirli bölgelerde, sıtma, kancalı kurt, leşmanioz, kalıtsal kan hastalıkları daha sık görülmektedir.
Çocuğun hızla büyüdüğü bu dönemde besinini parazitlerle paylaşmaması çok önemlidir.
Bu yaşta sağlık kuruluşuna getirilen her çocukta Hb ölçülmeli, bölgede yaygın olan hastalıklar aranmalıdır.
Zayıflık ve aşırı şişmanlık bu yaşta sık görülür. Bu çocuklar sağlık kuruluşunda hekim tarafından değerlendirilmelidir.
Bu durumlarda çocuğun;
Çocukların ağız ve diş sağlığı eğitimi, önemlidir.
Bu eğitim öğretmen tarafından yapılsa da, sağlık kuruluşunda görülen her çocuğa diş fırçalama eğitimi tekrarlanmalıdır.
Çocuğun psiko-sosyal uyumunu fazlasıyla etkileyen bir sorundur.
Deri temizliği çocuklar, ailelerine ve öğretmenlere öğretilmeli, sivilcesi çok ya da kendine sorun yaratan çocuklar sağlık kuruluşuna gönderilerek ya da getirilerek kendilerine yardımcı olunmalıdır.
Öğretmenler ve aileleri, çocuğun vücudunda dikkatlerini çeken her biçim bozukluğunun incelenmesi için sağlık kuruluşuyla işbirliği yapmalıdır.
Bu tür iskelet bozuklukları, çocuğa oturma ve duruş eğitimi vererek önlenebilir. Önlenemeyenler 3. basamağa gönderilerek düzeltme işlemleri uygulanacaktır.
Kızlarda meme, erkeklerde testisler bu dönemde büyür.
Öğretmenler ve aileler, bu organların büyümesinde anormallikler ve kötü huylu hastalıkların erken tanısı için çocuğun kendini nasıl düzenli muayene etmesi gerektiği konusunda bilgilendirilmelidir.
Özellikle kentsel yörelerde sigara, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı, genç nüfus sağlığını tehdit eden önemli bir risk etmenidir.
Birinci basamak sağlık ekibi,
konusunda öğretmenleri ve aileleri bilgilendirmelidir.
Ergene verilecek eğitimde ise temel vurgu, sigaranın-alkolün-uyuşturucunun zararları üzerine değil; sigarasız-alkolsüz-uyuşturucusuz bir yaşamın çekiciliği üzerine yapılmalıdır.
Zararlı madde bağımlılığının önlenmesi için, eğitim, bilgilendirme hizmetleri belirli risk gruplarını kapsamalıdır:
Okul ortamında ek düzenlemelerle çocukların dikkati olumlu yönlere çevrilebilir: Sosyal faaliyetler, hafta sonu yürüyüşleri gibi..
Okula gitmeyen çocuklara ise hem ulaşmak hem davranışlarını değiştirmek zordur. Sosyal hizmetler müdürlükleriyle işbirliği yaparak soruna çözüm aranmalıdır.
Pubertenin gecikmesi, 17 yaşını bitiren ve henüz puberte belirtileri başlamayan;
Erken puberte, 10 yaşından önce puberte belirtileri başlayan çocuklar için kullanılan terimlerdir.
Öğretmen ve aileler bu konuda bilgilendirilmeli, bu durum ortaya çıktığı zaman ise çocuklar 3. basamağa sevk edilmelidir.
Jinekomasti, (erkekte meme büyümesi) erkek çocuklarda 14-16 yaşlarda tek-çift taraflı görülebilir. Öğretmenler ve aileler bu durumun geçici olduğu konusunda bilgilendirilmelidir.
Ergenlikte ortaya çıkan ya da önem kazanan aşağıdaki sorunlar, sıra ile eklerde tartışılmıştır:
Çocuğun;
Ergen Cinselliği ve Cinsellik Eğitimi
Birinci basamak sağlık ekibi, çocukluktan yetişkinliğe geçiş döneminde olan ergen ve ailesini, yaşamının bu döneminde vücudunda oluşmakta olan değişimler konusunda bilgilendirme ve bu değişimlere uyumlarını kolaylaştırmakla yükümlüdür.
Ergenlik çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir. Bu dönemde oluşan değişiklikler sonucunda insan vücudu üreme yeteneği kazanır.
Ergenlikle ilgili değişimler çok farklı yaşlarda başlayabilir. İlk belirtiler;
erkeklerde 9,
kızlarda 8
yaşlarında görülebilir.
Ergenin bu yaşta gördüğü değişikliklerin doğal olduğu kendisine ve ailesine anlatılmalıdır.
En iyisi, öğretmenlerin bilgilendirilerek; bu yaşlarda çocuklarda değişmeler görürse ilk bilgiyi ergene vermesi, ailesini bilgilendirmesi, gerekirse aileyi sağlık ocağına göndererek çocuklarının ve kendilerinin kaygılarını gidermeleri sağlanmalıdır.
Öğretmenler bilgilendirilerek bu yaştaki çocuklara;
iki ayrı cinsiyette olmanın ve dolayısıyla cinselliğin çok doğal bir gelişim
olduğu, yaşamı anlamlandıran, haz veren ayrılmaz bir bütünün parçası olduğunu
anlatabilir.
Anne ve babalar, öğretmenler, aşağıdaki belirtiler konusunda bilgilendirilmelidir:
Memelerin büyümesi ilk belirtidir. Genellikle 10 yaşlarında başlar. Seyrek olarak başlangıçta büyüme tek taraflı olabilir. Bazen memelerde ağrı hissedilebilir.
Memelerin büyümeye başladığı sıralarda cinsel bölgede ve bir süre sonra da koltuk altı bölgesinde kıllanma başlar. Memelerin büyümeye başlamasıyla boy büyümesi de hızlanır, bu hızlı büyüme bir yıl kadar sürer.
Onüç yaşında bir genç kızın memelerinde gelişme belirtisi görülmüyorsa, sağlık ocağı hekimi durumu kesinleştirmek için çocuğu muayene etmeli, sonra ikinci basamağa sevk etmelidir.
Vajende oluşan beyaz bir akıntı da ilk belirtilerdendir. Bu yaşta kız çocuk külotunda beyaz lekeler görebilir.
Giderek belinin inceldiğini, kalçalarının biraz genişlediğini, saçlarının ve derisinin daha yağlı olduğunu farkedebilir.
Derisinde sivilceler ve siyah noktalar oluşabilir. Derisini korumak için ergenlik yaşlarında deri temizliğine çok dikkat etmesi de kendisine öğretilmelidir.
Bu yaştaki genç kızlar ve aileleri, adet görme hakkında bilgilendirilmelidir. Bu bilgilendirme, aşağıdaki noktaları kapsamalıdır:
Adet görme uterustan belirli aralıklarla kanama olmasıdır. Adet, doğurganlık özelliğinin ilk belirtisi olarak kabul edilir. Bazı kız çocuklarda adet günleri yaklaştıkça karın ve sırt ağrıları olabilir.
Adet, göğüslerin büyümeye başlamasından 1,5-2 yıl sonra, 12-13 yaşlarda başlar.
Ancak 9 yaşında adet görenler olabildiği gibi, 15 yaşında hala adetleri başlamamış kızlar da vardır. Bu nedenle ergene arkadaşlarından daha erken yaşta adet görmeye başlamışsa ya da henüz adet görmemişse kaygılanmaması gerektiği söylenmelidir.
En uygunu, ona her bireyin farklı olduğunu ve herkesin vücudunun kendine uygun bir zamanda olgunlaştığını söylemektir.
16 yaşını tamamladığı halde adet görmediği belirlenen genç kızlar, ocak hekimiyle birlikte yeniden değerlendirilerek ve 2-3 üncü basamağa sevk edilirler.
Pek çok genç kızda ilk adetler, henüz yumurta hücreleri tam olgunlaşmadan ve yumurtlama (ovülasyon) olmadan başlar. Bu yumurtasız adet dönemi 1-2 yıl kadar sürebilir. Genellikle bu başlangıç döneminde adetler düzensizdir.
Adet kanamasının süresi genellikle 4-5 gündür;
2 ile 7 gün arasında değişebilir.
Bu kanama dönemine adet (menstrüasyon, regl) denir.
Bu döngünün süresi, adet görme aralıkları, kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bazı kızlar 21 günde bir, bazıları ise 35 günde bir adet görebilirler. Bir genç kızda adet aralıklarının aydan aya birkaç günü aşan bir değişiklik göstermesinde, genç kız ocak hekimiyle birlikte değerlendirilerek 2-3. basamağa sevk edilir.
Başlangıçta ergenin menstrüasyon döngüsü düzenli değilse, endişelenmemesi söylenmelidir.
Bu düzensizlik 1 yıl, hatta 2 yıl sürebilir. Daha sonra da zaman zaman düzensizlik olabilir. Adet gecikmeleri;
gibi nedenlerle de görülebilir.
Ergen düzenli adet görürken kanaması bir ay ya da daha fazla gecikirse, ailesine söylemesi kendisine öğretilmelidir.
Aile de durumu ya ebe-hemşireye bildirecek, ya da çocuğu sağlık ocağına getirecektir.
Bazı genç kızlar adet göreceğini önceden anlayabilir. Kendisini hasta ya da neşesiz hissedebilir. Göğüsleri şiş ve duyarlı olabilir. Kramp şeklinde alt karın ağrıları ya da sırt ağrıları olabilir. Bu ağrılar, kanama başladıktan sonra da bir süre devam edebilir ve bazen ilaç almayı gerektirecek kadar şiddetli olabilir.
Ergene, adet gördüğünde kanamanın yayılmaması için emici özelliği olan petler kullanmayı öğretmek gerekir. Genç kızlar için külota yerleştirilecek sıhhi petler en uygun koruyucudur. Bunlar en az günde 4 kez (sabah, öğle, okuldan sonra ve yatmadan önce) değiştirilmelidir.
Kanamanın daha fazla olduğu ilk 1-2 günde petleri daha sık değiştirmek gerekebilir. Sıhhi petlerin değiştirilmesinin ihmal edilmesinin olumsuz sonuçlara yol açabileceği, ergene öğretilmelidir.
Kanama az da olsa, ergen aynı peti 8 saatten uzun kullanmamaya dikkat etmelidir.
Kullanılmış petleri tuvalet kağıdına, naylon bir torbaya, ya da bir gazeteye sardıktan sonra çöp kutusuna atması öğretilmelidir. Başkalarını düşünerek petleri çöp kutusuna açık olarak atmamaya özen göstermelidirler.
Petler asla tuvalete atılmamalıdır.
Kullandığı petlerin sayısı ergene çok kan kaybettiğini düşündürebilir. Bunun aldatıcı olduğu kendisine öğretilmelidir. Tüm adet döneminde atılan kan ve doku, birlikte yaklaşık bir çay bardağı kadardır (120 ml.). Bunun az bir kısmı kandır.
Adet kanamasının, zaman içinde farklı renklerde olabileceği genç kıza söylenmelidir. Başlangıçta akıntının rengi kahverengimsi olabilir, daha sonra kırmızıya, sonuna doğru da yeniden kahverengiye dönüşebilir. Akıntıda pıhtı gibi oluşumlar görülebilir, bunlar dökülmüş doku artıklarıdır.
Adet kanaması süresince ergen, vücut temizliğini ihmal etmemeyi öğrenmelidir.
Hergün duş yapmakta hiçbir sakınca yoktur. 11k 1-2 günden sonra, kanama azaldığında denize girebilir. Taharetlenme sırasında dışkıdaki mikroplar parmaklarla kolaylıkla vajinaya ve idrar yollarına bulaşabilir ve iltihaplanmaya yol açabilir.
Tuvalet temizliğinin, dışkı mikroplarını öne bulaştırmayacak biçimde önden arkaya doğru yapılması alışkanlığını kazanmak, kızlar ve kadınlar için önemli bir temizlik kuralıdır. Özellikle adet kanaması olan günlerde de bu alışkanlığa özen gösterilmelidir.
Adet kanaması süresince hareketlerini kısıtlamasına gerek yoktur. Aşırı kanama olmadıkça her türlü spor yapılabilir.
Ergenin adet döngüsü düzenli olmayabilir ya da kendine özgü döngüyü belirlemek isteyebilir.
Hangi gün adet göreceğini önceden bilmek, yanında sıhhi pet ya da benzeri bir gereç bulundurmayı sağlar.
Bunun için kanama günlerini kaydetmek yararlı olur. Bunu yapmanın kolay bir yolu takvim üzerinde işaretlemektir.
Erkeklerde ergenliğin ilk belirtisi testislerin büyümesidir. Bu değişiklik genellikle 11,5-12 yaşlarında başlar. Bundan yaklaşık 1 yıl sonra cinsel bölgede kıllanma, peniste büyüme farkedilir.
Yine 13-13,5 yaşlarında sesi kalınlaşır, gırtlağındaki kıkırdak dokuda bir çıkıntı oluşur.
Yine aynı yaşlarda dudakların üzerinde, daha sonra yüzde, vücutta kıllanma başlar.
Ayaklar büyür, bacaklar ve kollar uzar, 13-15 yaş arasında boy hızla uzar. , Deri ve saçlar yağlanır, yüzünde sivilceler ve siyah noktalar oluşabilir. Ergene derisini iltihaplanmadan korumak için deri temizliğine dikkat etmesi öğretilmelidir. Kasları geliştiği için daha güçlü olduğunu hisseder.
Bu yaştaki ergene, bazı sabahlar yatağını meni ile ıslanmış bulacağını anlatma zamanı gelmiştir. Bu ıslaklığın, cinsel ilişkide olduğu gibi herhangi bir uyarı ile oluşabilen ereksiyon sonucu görülen meni salgısı olduğu kendisine anlatılmalıdır.
Bu salgı canlı spermler içerir ve cinsel üretkenliğin başladığının göstergesidir. Bütün bunlar, üreme organlarının geliştiğini ve ergenin erişkin bir erkek olmaya başladığını gösteren belirtilerdir. Bu gelişme, genellikle 18-20 yaşlarına kadar belirginleşerek devam eder.
Ergenliğin başlama yaşı, kızlarda olduğu gibi, erkeklerde de çok değişkendir.
Ergenliğin gecikmesine erkeklerde oldukça sık rastlanır.
13-1~ yaşlarına kadar hiçbir ergenlik belirtisi ortaya çıkmayan, bu nedenle boyu yaşdaşlarına göre küçük ve görünüşü de çocuksu ofan birçok sağlıklı erkek çocuk vardır.
Arkadaşlarında ergenlik belirtileri başlamış, kendi vücudunda henüz bir değişiklik olmayan erkek çocuğun kaygılanmaması için gecikmenin doğal olduğu kendisine anlatılmalıdır. O'na, her bireyin farklı olduğu, vücudunun kendine en uygun bir zamanda olgunlaşacağı söylenmelidir.
19 yaşına kadar hiç bir ergenlik belirtisi göstermeyen erkek çocuk, hekimle birlikte değerlendirilmeli ve 2-3. basamağa sevk edilmelidir.
Aşağıda bulunan bilgi, uygun yaştaki çocuklara öğretmenleri tarafından anlatılmalıdır.
Bu bilgi, öğretmene birinci basamak sağlık ekibi tarafından verilecektir. Öğretmenlerin üreme bilgileri, kendileriyle birlikte her yıl gözden geçirilmeli, ders planının hazırlanmasında kendilerine yardımcı olunmalıdır.
Üreme bilgisi dersinde öğretmenin vermesi gereken en az bilgi, aşağıdaki konuları kapsamalıdır:
Vücutta bu değişiklikler, merkezi sinir sisteminin yönetiminde kana salgılanan hormonların etkisiyle oluşur.
Vücut belirli bir olgunlaşma düzeyine geldiğinde beyinden, yine beyinin bir parçası olan "hipotalamus"a sinirsel iletiler gider ve hipotalamus, "hipofiz" adı verilen salgı bezini uyarıcı bir hormon salgılar.
Hipofiz bezelye tanesi büyüklüğündedir ve üreme organlarını (kızlarda yumurtalıkları, erkeklerde testisleri) uyarıcı hormonlar salgılar.
Gonadotrop hormonlar adı verilen bu kimyasal bileşiklerin etkisiyle üreme organları büyür, olgunlaşır ve giderek artan miktarlarda cinsiyet hormonları salgılamaya başlar.
Kızlarda cinsiyet hormonları "östrojen ve "progesteron" dur.
Östrojen göğüslerin büyümesini, üreme organlarının gefişmesini sağlar.
Adet, kızlarda ergenlik ile oluşan değişikliklerin son aşamalarından birisidir. Gelişimin en son aşaması, yumurtlamanın (ovülasyon, yumurtanın overden dışarıya atılması) düzenli olarak başlamasıdır.
Yumurtlama ve adet görme, her iki hormonun (östrojen ve progesteron) birlikte etkisiyle ortaya çıkar.
Ergenlik yaşlarında böbreküstü bezleri de olgunlaşarak daha fazla hormon üretirler. Kızlarda cinsel bölgede ve koltuk altlarında oluşan kıllanma, cinsiyet hormonlarından çok, böbrek üstü bezlerinden salgılanan hormonların etkisiyle oluşur.
Ergenliğin ilk belirtilerinin başlamasındaki gecikme kadar, ilk belirti başladıktan sonraki duraklama da önemlidir.
Kızlarda olduğu gibi, erkeklerde de bu değişiklikler hormonlar aracılığı ile oluşur.
Hipofiz bezinden salgılanan gonadotrop hormonların etkisi ile testisler gelişir, sperm üretimi başlar.
Testislerden erkeklik hormonu (testosteron) giderek artan bir biçimde salgılanmaya başlar. Testosteron etkisiyle ergenlik belirtileri ortaya çıkar ve giderek belirginleşir.
Kızlarda olduğu gibi erkeklerde de ergenlik yaşlarında böbreküstü bezleri olgunlaşır ve hormon salgıları artar. Erkeklerde yüz ve vücut kıllanmasından sorumlu hormon testosterondur.
Kadınlarda üreme organları karnın alt kısmında yer alır ve "pelvis" adı verilen kemikli bir kafes tarafından korunur.
İki yumurtalık vardır. Her biri bir zeytin büyüklüğündedir. Her yumurtalık, ergenlik başlangıcında yüzbinlerce olgunlaşmamış ya da kısmen olgunlaşmış yumurta hücresi içerir.
Bu yapılar, her biri yaklaşık 10 cm. uzunluğunda iki borudur. Bu tüpler yumurtalığın çevresini sarar ve bir uçları uterusa açılır.
Uterus, biçim olarak ters duran bir armuta benzer. Uterusun alt bölümündeki dar kısıma rahim boynu (serviks) adı verilir.
Vajen (hazne) 7-8 cm. uzunluğunda, kaslı, üst ucu uterusa, alt ucu dışarıya açılan bir kanaldır. Vajinanın alt bölümünde kanalı kısmen kapayân ince ve esnek zara kızlık zarı (himen) adı verilir.
Bu zar cinsel ilişki ile genellikle kolayca yırtılır. Yırtılma sırasında görülebilen hafif kanama kısa sürede kendiliğinden durur.
Zor yırtılan zarlar olabildiği gibi, bazen cinsel ilişki sırasında yırtılmayan esnek zarlar da olabilir.
Bu çağda özellikle kızlarda vücut biçimi büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle uyguladıkları zayıflama rejimleri, yetersiz ve dengesiz beslenmeleriyle sonuçlanabilir. Yemek yemeyi reddetme, yedikten sonra kusma, laksatif (müshil)ve diüretik (idrar söktürücü) kullanma, bu döneme özgü sorunlardır.
Birinci basamak sağlık ekibi üyesinin görevi, ergenlerin zayıflamaya başladığını ya da anne ya da babasına sorarak yeme alışkanlığındaki değişiklikleri zamanında saptamaktır.
Bu sorunların tedavisi psikiyatri uzmanlığı gerektirir ve 2. basamakta yapılacaktır. Bu hastalık, zamanında müdahale edilmediğinde, ölüme bile yol açabilmektedir.
Şişmanlığın önlenmesi için ergeni; her öğünde aşağıda sayılan 4 temel besin grubunu tüketmeye özendirmek, bedensel aktivite ve daha iyisi spor yapmaya özendirmek. öğün aralarında yenen şekerli, yağlı besinlerin zararlarını anlatmak, bunların yerine gençleri sebze ve meyve tüketmeye özendirmek yeterlidir. Bu sayede, kemik mineral yoğunluğu da artacaktır.
Barsak parazitlerinin anemiye neden olduğu ailelere anlatılmalı, önlemek için gerekli kişisel ve çevresel temizlik kuralları anlatılmalı, ailenin besin hazırlama biçimleri gözlenmeli ve önerilerde bulunmalı,
Yeşil yapraklı sebzeleri ve narenciye meyveleri sofrada bol tüketmeleri önerilmelidir. Soluk görünen çocukların sağlık ocağına götürerek kan sayımı yaptırmaya aileler özendirilmelidir.
Kalsiyumdan zengin süt ve süt ürünlerinin ergenlikte çok tüketilmesi anlatılmalıdır.
Yöresine göre zeytinyağı, soya fasulyesi yağı, fındık gibi besinlerde 4 çeşit vitemin olduğu, bunların ergenlikte alınması gerektiği anlatılmalıdır.
| Besin grubu | Günlük tüketim miktarı |
| Süt, yoğurt, peynir |
2-3 su bardağı 2 kibrit kutusu |
| Et-tavuk-balık Yumurta Kurubaklagiller |
2 porsiyon 1 adet 1-2 porsiyon |
| Taze meyve-sebze | 5-6 porsiyon |
| Tahıllar ekmek |
2 porsiyon 6-12 dilim |
Birinci basamak sağlık ekibi, aileleri ve öğretmenleri bilgilendirerek; ergenlik yaşına gelen çocukların kendi vücut temizliklerini yapabilmeleri için, aşağıdaki kuralları öğretmelerini sağlamalıdır.
Genç, ergenlik dönemine sağlığını korumak için alması gereken önlemleri öğrenerek girmelidir.
Sabun ve 37°-38° C sıcaklıktaki suyla yapılan banyo kir ve salgıların temizlenmesini sağlar.
Olabilirse her gün, değilse haftada 3, en az haftada 1 kez böyle bir banyo yapılmalıdır.
Saçların temizliği sağlığı etkiler. Çünkü bazı enfeksiyon etkenleri ve parazitler, kirli saçlara ve o bölgedeki deriye daha kolay yerleşir. Saçların her gün, olası değilse günaşırı, en az haftada 2 kez yıkanması gerekir.
Saçlı deri yağlı ise, daha sık yıkanmalıdır.
Saçların boyanması ya da saça kimyasal maddelerin uygulanması saçın ve saçlı derinin sağlığını bozabileceği için bu tip uygulamalardan kaçınmalıdır. Saçlı derinin kan dolaşımının bozulmaması için çok sıcak ve çok soğuk havalar dışında başın açık olması yararlıdır.
İnsanın gün boyu en çok kullandığı ve dış ortamla en çok yakın ilişki kuran organı elleridir.
El yıkama süresi, saatin tik-taklarına uyarak en az 10 a kadar sayarak belirlenir. Bu sürede elleri sabunla ovalamalıdır.
El temizliği, tırnak temizliği ile bir bütündür. Tırnaklar düzenli aralıklarla , kısa ve yuvarlak şekilde kesilmelidir. Elleri soğuk, deterjan ya da antiseptik gibi deri bütünlüğünü bozan uygulamalardan korumak gerekir. Bunun için uygun eldivenlerin kullanılması yararlıdır.
Ayak sağlığı için hem temizlik kurallarının uygulanması, hem de uygun bir ayakkabı seçimi önem taşır.
Ayakların her gün yıkanması ve yıkandıktan sonra, özellikle parmak aralarının, iyice kurulanması gerekir. Aksi halde nemli ortam mantar enfieksiyonlarının gelişmesine neden olur.
Ayak tırnakları da düzenli aralıklarla kesilmelidir, ancak tırnak batmasını önlemek için düz kesilmesi önerilmelidir.
Uygun ve rahat bir ayakkabı ayak sağlığı için önemlidir. Ayağa tam uyan bir ayakkabı; parmakları sıkmamalı, topuğu sıkıca tutmalı ve ayak kemerini iyice desteklemelidir. Ayakkabının ökcesi geniş olmalı ve çok yüksek olmamalıdır. Eğer ayakkabı uygun değilse ayakta nasır, ayak tabanında kalınlaşmalar, baş parmakta eğrilik ve tırnak hipertrofisi (büyüme-kabalaşma) oluşabilir.
Dişlerin yemekten sonra, sabah ve akşam günde 2 kez, florlu diş macunları ile, 3 dakika süreyle fırçalanması gerekir.
Şekerli ve karbonhidratlı besinlerin yenmesinden sonra ağzın su ile çalkalanması ya da biraz su içilmesi de diş çürüklerinin oluşumunu azaltabilir.
Dişlerde çürük olmasa bile 6 ayda bir diş muayenesi yaptırmaları, aileye anlatılmalıdır.
Ergenlik döneminde gelişen değişiklikler ve menstruayon nedeniyle genç kızlar bu konuda daha da özenli olmalıdır.
Genital bölgenin her zaman kuru olması gerekir.
Bu amaçla idrar ve dışkı yaptıktan sonra, su ile yapılan temizlik sonrası tuvalet kağıtları kullanılabilir.
Kızlar genital ve anal (makat) temizliği önden arkaya doğru yapmalıdır.
Kadınların genital temizliğinde pH değeri nötr temizleyicilerin kullanılması, sabun kullanılmaması önerilmelidir.
Adet kanaması sırasında da genital bölgenin kuru kalması, ıslanan petlerin sık sık değiştirilmesi gerekir.
Sentetik iç çamaşırlarının ve dar pantolonların giyilmesi de hastalık riskini artırmaktadır.
Ergenlikte Deride Meydana Gelen Değişiklikler
Ergenlik dönemine geçiş ile birlikte salınmaya başlayan hormonlar, ergenin derisinde de bir takım değişiklilere neden olur.
Bu değişikliklerle ilintili olarak gelişen sivilceler, özellikle bu dönemde artar. Eğilimi olan kişilerde sivilce oluşumu, kırklı yaşlara kadar sürebilir.
Sivilce, yüz, omuzlar, sırt ve göğüste dağılım gösteren, sayı ve şiddet açısından büyük kişisel farklılıklar gösteren biçimde ortaya çıkar.
Sivilce, ergenin görünümünü etkilediği için psikososyal sorunlara neden olur.
Sivilcenin bu oldukça duyarlı dönemde ve yüz gibi ilk bakışta göze çarpan bir yerde ortaya çıkması, psikosoyal etkisinin başlıca nedenidir. Bu dönem, ergenin kişilik gelişiminin olduğu, toplum içindeki yerini belirlemeye çalıştığı dönemdir. Sivilce hafif şiddette ve az sayıda da olsa, önemli olan ergenin psikososyal gelişiminin etkilenme derecesidir.
Sivilce;
Şiddetli ve derin sivilceler ise, oluşturdukları kalıcı izler ile ömür boyu benzer sorunların yaşanmasına yol açabilirler.
Sivilcenin kontrol altına alındığı kişilerde ise özgüven artmaktadır. Bu nedenlerle sivilceyi ergenliğin yaşanması gerekli bir parçası olarak kabul etmekle birlikte, hafıfe almamak, gözardı etmemek gerekir.
Birinci basamak ekip üyesi ebe, hafif ya da şiddetli her sivilcenin sağaltılabileceği konusunda ergene ve ailesine güvence vermelidir.
Sivilce kontrol altına alınabilir.
Ancak sivilcenin akut bir hastalık olmadığını, kronik bir gidiş gösterdiğini ergene anlatmak gerekir.
Bu nedenle de aylarca, bazen yıllarca sağaltım ve kontrol gerektiği anlatılmalıdır.
Sayfa 37
Öğretmenin, ailenin ve yakın çevrenin sivilce konusundaki yanlış bilgileri ortaya çıkartılmalı ve düzeltilmelidir. Bu şekilde ergenin yanlış etkiler altında kalması, umutsuzluğa düşmesi önlenebilir.
Sivilce karaciğer bozukluğundan gelişir. Yanlış, sivilcenin karaciğer bozukluğu ile bir ilintisi yoktur
Sivilce sağaltımı için diyet gereklidir. Yanlış, yapılan çalışmalarda sivilce ve beslenme şekli arasında hiçbir ilişki saptanamamıştır.
Sivilce sağaltımında özel laboratuar inceleme yapmak gereklidir. Yanlış, sivilce olşumunda diğer etmenlerin yanısıra rol alan bakteri bilinmektedir. Ancak çok özel durumlarda, hekim laboratuar incelemeye gerek duyabilir.
Ergenlik döneminde deride göze çarpan diğer bir değişiklik, kıllanmadır.
Kıllanma, genetik ve ırksal etmenlere ve cinsiyete göre değişik gösterir. Her iki cinsiyette de koltuk altı ve cinsel bölgelerde kıllanma gözlenirken; erkeklerde kızlardan fiarklı olarak sakal, bıyık, göğüs, sırt, göbek çevresi, bel bölgesi ve kalçalarda da kalın ve koyu renk kıllanma olur.
Yine her iki cinsiyette de kol ve bacaklarda, erkeklerde daha belirgin olmak üzere kıllanma gözlenir.
Kıllanma ile ilgili bu değişim, özellikle terleme ve sürtünmenin de olduğu koltuk altı ve genital bölge çevresini bir takım yüzeysel bakteri ve mantar enfeksiyonlarına daha duyarlı duruma getirir. Bu da ergende bu bölgelerin hijyenik açıdan daha iyi korunmasını ve düzenli temizliğini gerektirir.
Ergene vücut temizliği eğitimi verirken yukarıdaki nedenlerin yanısıra, temiz olmanın çevredeki kimseler açısından da önemi vurgulanmalıdır.
Kıllanma ile ilgili olan bir diğer önemli sorun da kızlarda olmaması gereken yerlerde erkeksi biçimde kalın ve koyu renkte kıllanmanın ortaya çıkmasıdır. Bu kıllanma, sakal, bıyık, göbek çevresi, göğüs ortası, sırt, bel ve kalçada, sakal ya da bıyık kılı niteliğinde olabilir.
Esmer tenli kişilerde, Akdeniz ırkında gözlenen hafif koyu renkli ancak "ayva tüyü" kalınlığındaki tüylenme tipinin patolojik olarak kabul edilmemesi gerekir.
Bu ayırımı yapmanın güç olduğu durumlarda, özellikle ergenin ısrarlı yakınması varsa ve eşlik eden adet düzensizliği ve sivilce gibi sorunları varsa, durumun değerlendirilmesi ve sağaltım için ergenin sağlık ocağı hekimince de görülerek üst basamaklara sevki gerekir.